Daphne
Su perisi...
Güneş, müzik ve ok tanrısı Apollon, aşk tanrısı Eros’u kızdırır. Bunun üzerine Eros, Apollon’a bir ders vermeye karar verir.
Apollon bir gün ormanda dolaşırken, güzel su perisi Daphne’yi görür ve izlemeye başlar. Bunu gören Eros, hak ettiği dersi Apollon’a verebilmek amacıyla nefret oklarını Daphne’nin, aşk oklarını ise Apollo’nun kalbine yollar. Bu tanrısal oklarla vurulan Daphne, kalbini tüm aşklara kapatır. Apollon’un ise artık ne savaşlardaki başarısı, ne müzikteki ustalığı ne de güneş krallığı umurundadır. Tek düşündüğü güzel su perisi Daphne’dir...
Apollon bir gün, Daphne’ye aşkını anlatmaya karar verir ve yanına gider. Fakat kalbine nefret tohumları ekilmiş olan su perisi, Apollon’dan hızla kaçmaya başlar ve toprak anadan onu saklamasını diler. Toprak ana onun yakarışını duyar. Apollon tam onu kucaklayacağı anda, Daphne’nin bacakları sertleşir, odunlaşmaya başlar. Gri renkli bir kabuk göğsünü kaplar. Güzel kokulu saçları yapraklara, kolları dallara dönüşür; ayakları kök olup toprağa iner... O günden sonra defne dalları Apollon’un başına taç olur. Kahramanlara ödül olarak defne yapraklarından taçlar takılması bundandır…
İşte bu tanrısal aşk hikayesinin geçtiği yer bugünkü Antakya'nın Harbiye'sidir. Ve derler ki Harbiye'nin şelaleleri de güzel Daphne'nin döktüğü gözyaşlarıdır...